İmrân b. Husayn (r.a), Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Yalan yere; "masbûra" yemini üzerine yemin eden kişi.cehennemdeki yüz üstü kalacağı yerine hazırlansın
Sünen-i Ebû Dâvûd 3243SahihSahihSahihSahih Bukhari (2416، 2417) Sahih Muslim (138)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عِيسَى، وَهَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، - الْمَعْنَى - قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ شَقِيقٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ هُوَ فِيهَا فَاجِرٌ لِيَقْتَطِعَ بِهَا مَالَ امْرِئٍ مُسْلِمٍ لَقِيَ اللَّهَ وَهُوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ " . فَقَالَ الأَشْعَثُ فِيَّ وَاللَّهِ كَانَ ذَلِكَ كَانَ بَيْنِي وَبَيْنَ رَجُلٍ مِنَ الْيَهُودِ أَرْضٌ فَجَحَدَنِي فَقَدَّمْتُهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَلَكَ بَيِّنَةٌ " . قُلْتُ لاَ . قَالَ لِلْيَهُودِيِّ " احْلِفْ " . قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِذًا يَحْلِفُ وَيَذْهَبُ بِمَالِي فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى { إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً } إِلَى آخِرِ الآيَةِ .
Abdullah (b. Mes'ûd) (r.a) Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu haber vermiştir: "Bir kimse, müslüman bir kimse'nin malını almak için yalan yere yemin ederse; Allah kendisine gazaplı olduğu halde Allah'a ulaşır."Eş'as (r.a) dedi ki: Vallahi bu hadis benim hakkımdadır. Benimle bir yahudi'nin arasında (nidâlı) bir arazi vardı. Yahudi benim hakkımı inkâr etti. Durumu Hz. Nebi'e arzettim. Rasûlullah (s.a.v.) bana: “Delilin var mı?" diye sordu. Hayır, dedim. O zaman yahudiye: “Yemin et!" dedi. Ya Rasûlullah! Öyleyse yemin eder, malımı alır götürür, dedim. Bunun üzerine Allah: "Allah'ın ahdini ve yeminlerini az bir değere değişenlerin,” âyetini indirdi. [Âl-i İmran]
Eş'as b. Kays (r.a)'den rivayet edildiğine göre; Kinde ve Hadramevt'den olan iki adam, Yemen'deki bir arazi konusunda Rasûlullah (s.a.v.)'in huzurunda davalaştılar. Hadramlı: Ya Rasûlallah! Benim arazimi bunun babası gasbetti. O, (şu anda) bunun elindedir, dedi.Rasûlullah (s.a.v.): "Delilin var mı?" buyurdu. Hayır, fakat o'nun; o arazinin benim olup, babasının benden gasbettiğini bilmediğine, Allah adına yemin etmesini istiyorum. Kindî, yemin etmeye hazırlandı. Hz. Nebi (s.a.v.): "Yemin ederek bir mal'a sahip olan kimse, Allah (c.c)'ya ancak elleri ayakları kesik olarak varır." buyurdu. -Bunun üzerine Kindeli: ;- Arazi onundur, dedi
Sünen-i Ebû Dâvûd 3245SahihSahihSahih Muslim (139)
حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ عَلْقَمَةَ بْنِ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ الْحَضْرَمِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ مِنْ حَضْرَمَوْتَ وَرَجُلٌ مِنْ كِنْدَةَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ الْحَضْرَمِيُّ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ هَذَا غَلَبَنِي عَلَى أَرْضٍ كَانَتْ لأَبِي . فَقَالَ الْكِنْدِيُّ هِيَ أَرْضِي فِي يَدِي أَزْرَعُهَا لَيْسَ لَهُ فِيهَا حَقٌّ . قَالَ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لِلْحَضْرَمِيِّ " أَلَكَ بَيِّنَةٌ " . قَالَ لاَ . قَالَ " فَلَكَ يَمِينُهُ " . قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهُ فَاجِرٌ لاَ يُبَالِي مَا حَلَفَ عَلَيْهِ لَيْسَ يَتَوَرَّعُ مِنْ شَىْءٍ . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لَيْسَ لَكَ مِنْهُ إِلاَّ ذَاكَ " . فَانْطَلَقَ لِيَحْلِفَ لَهُ فَلَمَّا أَدْبَرَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَمَا لَئِنْ حَلَفَ عَلَى مَالٍ لِيَأْكُلَهُ ظَالِمًا لَيَلْقَيَنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ وَهُوَ عَنْهُ مُعْرِضٌ " .
Alkame b. Vâil b. Hucr el-Hadramî, babasın (Vâil) 'dan şu haberi nakletmiştir: Hadramevt ve Kinde'den birer adam Rasûlulîah (s.a.v.)'e geldiler. Hadramlı olan: Ya Rasûlallah! Bu adam, benim babamdan kaian arazi'me zorla sahip oldu. Kindeli: O, benim elimde (sahip olduğum) arazimdir. Orayı ekiyorum. Bunun orada hakkı yok. Hz. Nebi (s.a.v.) Hadramlıya; "Delilin var mı?" diye sordu.Hadramlı: Hayır. Rasûlullah (s.a.v.): "Senin için ancak o'nun (Kindelinin) yemini var (ona yemin ettirme hakkın var)." Hadramlı: Ya Rasûlallah! Bu facir birisi, yemin ettiği şey'e aldırmaz, hiçbir günahdan sakınmaz. Hz. Nebi (s.a.v.): "Senin bundan başka hakkın yok." Kindeli yemin etmek için (minberin yanına doğru) gitti. Arkasını dönünce Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Dikkat edin! Vallahi eğer haksız yere yemek için bir mal üzerine yemin ederse şüphesiz Allah Teâlâ'ya, o kendisinden yüz çevirmiş olduğu halde varacaktır." buyurdu
Câbir b. Abdillah (r.a)'dan, Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Benim şu minberimin yanında, yeşil bir misvak üzerine bile olsa, bir şey için yalan yere yemin eden hiç kimse yok ki cehennemdeki yerine hazırlanmış olmasın -veya kendisine cehennem vacip olmasın
Sünen-i Ebû Dâvûd 3247SahihSahihSahih Muslim (1647)
Ebû Hureyre (r.a)'den, Hz. Nebi (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Yemin edip, yemininde "Lât'a yemin ederim ki" diyen kimse, hemen "Lâ ilahe illallah" desin. Arkadaşına; "Gel seninle kumar oynayalım" diyen kişi, sadaka olarak bir şey versin
Ebû Hureyre (r.a)'den Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Babalarınızın, annelerinizin ve putların adları ile yemin etmeyiniz. Sadece, Allah'ın adı ile yemin ediniz. (Allah'ın adı ile de) ancak (sözünüzde) doğru olduğunuzda yemin ediniz
Sünen-i Ebû Dâvûd 3249SahihSahihSahih Bukhari (6108) Sahih Muslim (1646)
Ömer b. el-Hattâb (r.a)'dan rivayet edildiğine göre; O, bir kafile içerisinde babası adına yemin ediyor iken Rasûlullah (s.a.v.) kendisine yetişmiş ve: “Şüphesiz Allah sizi babalarınız (adı) ile yemin etmekten nehyediyor. Yemin edecek olan, Allah'a yemin etsin veya sussun." buyurmuştur
Sünen-i Ebû Dâvûd 3250SahihSahihSahih Muslim (1646)
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عُمَرَ، - رضى الله عنه - قَالَ سَمِعَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَحْوَ مَعْنَاهُ إِلَى " بِآبَائِكُمْ " . زَادَ قَالَ عُمَرُ فَوَاللَّهِ مَا حَلَفْتُ بِهَذَا ذَاكِرًا وَلاَ آثِرًا .
Ömer (r.a)'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.) beni işitti... -(Hz.Ömer;) babalarınız adı ile... sözüne kadar, önceki (3249.) hadisin mana olarak benzerini (söyleyip) şunu da ilâve etti-: "Vallahi (artık) ne kendimden ne de (başkasından) naklen bu şekilde bir daha yemin etmedim
Saîd b. Ebî Ubeyde'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: İbn Ömer (r.a.); "Kabe'ye yemin ederim-ki hayır" diye yemin eden bir adam'ı duyup ona: "Ben Rasûlullah (s.a.v.)'in; Allah'tan başkasına yemin eden (O'na) ortak koşmuştur, buyurduğunu işittim." dedi
Talha b. Ubeydullah (r.a) -bedevînin kıssasını (anlatan) hadiste-; Hz.Nebi (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu söylemiştir: "Babasına yemin ederim ki doğru söylüyorsa kurtuldu. Babasına yemin ederim ki, doğru söylüyorsa cennet'e girdi
Sünen-i Ebû Dâvûd 3253SahihSahihIsnaad Sahih
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ ثَعْلَبَةَ الطَّائِيُّ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ حَلَفَ بِالأَمَانَةِ فَلَيْسَ مِنَّا " .
İbn Büreyde; babasından, Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Emanet’e yemin eden, bizden değildir
İbıahim -yani es-Sâiğ-; Atâ'dan, yeminde lağv konusunda şöyle haber vermiştir: Âişe (r.anha) dedi ki: Resûlullah (s.a.v.); "[O], kişinin evinde (söylediği) "Hayır vallahi, evet vallahi" gibi sözleridir." buyurdu. Ebu Dâvûd dedi ki: İbrahim es-Sâiğ, salih bir adamdı. Ebû Müslim onu, Avandes'de katletti. Tokmağı kaldırdığında ezanı duyarsa bırakıverirdi. Yine Ebû Dâvud dedi ki: Bu hadisi Dâvûd b. Ebi'l-Furât; İbrahim es-Sâiğ'den, Hz. Âişe'ye mevkuf olarak rivayet etmiştir. Zührî, Abdülmeük b. Ebî Süleyman ve Mâlik b. Miğvel de aynı şekilde hepsi Atâ'dan Hz. Âişe'ye mevkuf olarak rivayet etmişlerdir. Diğer tahric: Buhari (4613, 6663); Nesai s-kübra (11084); İbn Hibban (4333); Muvatta
Sünen-i Ebû Dâvûd 3255SahihSahihSahih Muslim (1653)
Ebû Hureyre (r.a)'den, Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Yemin'in, arkadaşının seni tasdik edeceği (niyet) üzerine olanıdır." Müsedded; "Bana, Abdullah b. Ebî Salih haber verdi" dedi. Ebû Dâvûd dedi ki: Onun ikisi, (yani) Abdullah b. Ebî Salih ve Abbâd b. Ebî Salih birdir
Süveyd b. Hanzala (r.a)'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Aramızda Vâil b. Hucr da olduğu halde Rasûlullah (s.a.v.)'i görmek üzere çıktık. Vâil'i bir düşmanı yakaladı. (Yanımızdaki) topluluk yemin etmeyi günah saydılar, ben ise; "O benim kardeşim" diye yemin ettim. Bunun üzerine düşmanı onu salıverdi. Rasûlullah (s.a.v.)'e geldik, o'na öbürlerinin yemin etmeyi günah saydıklarını, benim ise "o benim kardeşim" diye yemin ettiğimi haber verdim. Rasûlullah (s.a.v.): ''Doğru söylemişsin, müslüman müslüman'ın kardeşidir" buyurdu
Sünen-i Ebû Dâvûd 3257SahihSahihSahihSahih Bukhari (4171) Sahih Muslim (110)
حَدَّثَنَا أَبُو تَوْبَةَ الرَّبِيعُ بْنُ نَافِعٍ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ سَلاَّمٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبُو قِلاَبَةَ، أَنَّ ثَابِتَ بْنَ الضَّحَّاكِ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، بَايَعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم تَحْتَ الشَّجَرَةِ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ حَلَفَ بِمِلَّةٍ غَيْرِ مِلَّةِ الإِسْلاَمِ كَاذِبًا فَهُوَ كَمَا قَالَ وَمَنْ قَتَلَ نَفْسَهُ بِشَىْءٍ عُذِّبَ بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَلَيْسَ عَلَى رَجُلٍ نَذْرٌ فِيمَا لاَ يَمْلِكُهُ " .
Sabit b. Dahhâk (r.a)'in Ebû Kılâbe'ye haber verdiğine göre; O, (yani Sabit) Ağacın altında Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bi'at etmişti. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İslâm dininden başka bir din üzerine yalan yere yemin eden kişi, dediği gibidir. Kendisini bir şey (âlet) ile öldüren kimse, kıyamet gününde onunla cezalandırılır. Sahibi olmadığı bir şeyi adakta bulunana bir şey lâzım değildir
Abdullah b. Büreyde, babasından, Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Yemin edip de, "ben İslâm'dan beriyim" diyen kişi eğer yalancı ise dediği gibidir. Sadık ise, asla İslâm'a salim olarak dönmeyecektir
Yusuf b. Abdullah b. Abdüsselâm'dan, şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.)'i gördüm; hurmayı bir ekmek parçasının üzerine koyup, "Bu (hurma), bunun (ekmeğin) katığıdır." buyurdu
Harun b. Abdullah, Ömer b. Hafs'dan, Ömer, babası vasıtasıyla Muhammed b. Yahya'dan, o Yezid el-A'ver'den, o da Yusuf b. Abdullah b. Selâm'dan.önceki (3259.) hadisin benzerini rivayet etmiştir
Sünen-i Ebû Dâvûd 3261SahihSahihSahihSahih
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، يَبْلُغُ بِهِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ : " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينٍ فَقَالَ إِنْ شَاءَ اللَّهُ فَقَدِ اسْتَثْنَى " .
İbn Ömer (r.a)'den, Rasûlullah (s.a.v.)'e ref ederek, şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bir şey üzerine yemin edip arkasından "İnşaallah" diyen kimse (yemininde) istisna etmiştir
İbn Ömer (r.a.), Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Yemin edip de istisna eden kimse, isterse döner, isterse hıns (yemini bozma) olmadan terkeder
Ebû Saîd el-Hudrî'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.); yeminde mübalağa ettiği zaman;"Ebu'l-Kasım'ın canına sahib olan (Allah)'a yemin ederim ki..." derdi
Ebû Hureyre (r.a)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.) yemin ettiği zaman; "Hayır, estağfirullah" derdi
Sünen-i Ebû Dâvûd 3266DaifDaifDaifIsnaad Hasan
حَدَّثَنَا الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ حَمْزَةَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ عَيَّاشٍ السَّمَعِيُّ الأَنْصَارِيُّ، عَنْ دَلْهَمِ بْنِ الأَسْوَدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَاجِبِ بْنِ عَامِرِ بْنِ الْمُنْتَفِقِ الْعُقَيْلِيِّ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَمِّهِ، لَقِيطِ بْنِ عَامِرٍ قَالَ دَلْهَمٌ وَحَدَّثَنِيهِ أَيْضًا الأَسْوَدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَاصِمِ بْنِ لَقِيطٍ، : أَنَّ لَقِيطَ بْنَ عَامِرٍ، خَرَجَ وَافِدًا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ لَقِيطٌ : فَقَدِمْنَا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَذَكَرَ حَدِيثًا فِيهِ : فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم : " لَعَمْرُ إِلَهِكَ " .
Âsim b. Lakît'den rivayet edildiğine göre, Lakît b. Âmir bir hey'etle Rasûlullah (s.a.v.)'e gelmişti.Lakît şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.)'in yanına vardık... Lakît; içerisinde Rasûlullah (s.a.v.); "İlâhının Ömrüne (bekasına) yemin ederim ki..." buyurdu (sözleri de bulunan) bir hadis söyledi
Sünen-i Ebû Dâvûd 3267SahihSahihSahihSahih Bukhari (7046) Sahih Muslim (2269)
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ حَنْبَلٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، : أَنَّ أَبَا بَكْرٍ، أَقْسَمَ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم : " لاَ تُقْسِمْ " .
İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Ebû Bekir (r.a), Rasûlullah (s.a.v.)'e "Allah aşkına" diye yemin etti, o da: "Yemin ederek ısrar etme” buyurdu
Sünen-i Ebû Dâvûd 3268SahihSahihSahihSahih Bukhari (7000) Sahih Muslim (2269)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ فَارِسٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، - قَالَ ابْنُ يَحْيَى كَتَبْتُهُ مِنْ كِتَابِهِ - أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ : كَانَ أَبُو هُرَيْرَةَ يُحَدِّثُ أَنَّ رَجُلاً، أَتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ : إِنِّي أَرَى اللَّيْلَةَ فَذَكَرَ رُؤْيَا فَعَبَّرَهَا أَبُو بَكْرٍ، فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم : " أَصَبْتَ بَعْضًا وَأَخْطَأْتَ بَعْضًا " . فَقَالَ : أَقْسَمْتُ عَلَيْكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ بِأَبِي أَنْتَ لَتُحَدِّثَنِّي مَا الَّذِي أَخْطَأْتُ . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم : " لاَ تُقْسِمْ " .
îbn Abbas (r.a.) şöyle haber vermiştir: Ebu Hureyre (r.a)'in bildirdiğine göre; bir adam Rasûlullah (s.a.v.)'e geldi ve: Ben bu gece bir rü'ya gördüm, deyip rüyasını anlattı. Ebû Bekir (r.a) rüyayı tabir etti. Bunun üzerine Hz. Nebi (s.a.v.): "Bazısında isabet ettin, bazısında hata ettin" buyurdu. Hz. Ebû Bekir; Babam sana feda olsun ya Rasûlallah! Allah aşkına, sana yemin ediyorum, hata ettiğim şeyin ne olduğunu bana haber versen, dedi. Rasûlullah: “(Allah adına) yemin ederek ısrar etme." buyurdu
Sünen-i Ebû Dâvûd 3269DaifDaifSahihSahih Muslim (2269)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى بْنِ فَارِسٍ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ كَثِيرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِهَذَا الْحَدِيثِ لَمْ يَذْكُرِ الْقَسَمَ، زَادَ فِيهِ وَلَمْ يُخْبِرْهُ .
Bize Muhammed b. Yahya (b. Fâris), Muhammed b. Kesîr'den; o, Süleyman b. Kesîr'den, Süleyman; Zührî'den, o Ubeydullah'tan; Ubeydullah da İbn Abbas vasıtasıyla Rasûlullah'tan bu (önceki 3268.) hadisi haber verdi. Kasem (yemin)i zikretmedi. Ancak hadisinde, "Hz. Nebi (s.a.v.) Ebû Bekir'e (hatasını ve doğrusunu) haber vermedi." sözünü ilâve etti
Sünen-i Ebû Dâvûd 3270SahihSahihSahihSahih Bukhari (6140) Sahih Muslim (2057)
Abdurrahman b. Ebî Bekir (r.a.) şöyle demiştir: Bize misafirlerimiz geldi. Ebû Bekir (babam) geceleyin Rasûlullah (s.a.v.)'in yanında konuşuyordu. Bana "Sen bunların ziyafetini tamamlayıncaya kadar yanına dönmeyeceğim" dedi. Misafirlerin yemeklerini getirdim. Onlar; Ebû Bekir gelinceye kadar yemeyiz, dediler. Nihayet Ebû Bekir: geldi ve; Misafirleriniz ne yaptı? Yemeklerini yedirdiniz mi? dedi. Misafirler; Hayır, dediler. Ben; Onlara yemeklerini getirdim, yemediler, "Vallahi Ebû Bekir gelinceye kadar yemeyiz" dediler, dedim.Onlar da: Doğru söyledi, bize yemeği getirdi ama biz sen gelinceye kadar yemek istemedik. Ebû Bekir: Sizi yemekten men eden ne? (Niçin yemediniz?). Senin mevkiin, (Nebi'in katındaki derecen). Vallahi, bu gece ben o yemeği yemeyeceğim. Vallahi, sen yemedikçe biz de yemeyeceğiz. Bunun üzerine Ebû Bekir: Vallahi bu geceki kadar kötü bir gece görmedim. Yemeğinizi yaklaştırın, dedi. Yemekleri yaklaştırıldı, Ebû Bekir "Bismillah" deyip yedi, onlar da yediler. Öğrendim ki; Ebû Bekir, sabahleyin Hz. Nebi (s.a.v.)'e gidip, kendisinin ve misafirlerin yaptıklarını haber vermiş. Efendimiz de; "İyi etmişsin, sen yeminine onlardan daha itaatli ve daha sadıksın" buyurmuş
Sünen-i Ebû Dâvûd 3271SahihSahihSahihSahih Muslim (2057)
İbnü'l-Müsennâ; Salim b. Nuh ve Abdül-A'lâ'dan, onlar Cerîrî'den; Cerirî, Ebî Osman'dan, o da Abdurrahman b. Ebî Bekir'den bu (önceki 3270.) hadisin benzerini rivayet etmişlerdir. İbnü'l-Müsennâ hadisinde, Salim'den; "Bana keffaret ulaşmadı" dediğini ilâve etmiştir
Sünen-i Ebû Dâvûd 3272Daif IsnaadDaif IsnaadIsnaad Hasan
Saîd b. Müseyyeb'den rivayet edildiğine göre; Ensar'dan iki kardeş arasında (ortak) bir miras vardı. Birisi, diğerinden (mirası) taksim etmeyi istedi. Bunun üzerine kardeşi; Eğer bir daha taksimi istersen bütün malım Kabe'ye olsun, dedi. O zaman Ömer (r.a.) şöyle dedi: Kabe'nin senin malına ihtiyacı yok. Yemininin keffaretini ver ve kardeşinle konuş. Ben Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i: "Rabbine isyanda, sıla-i rahmi kesmekte ve sahibi olmadığın şeyde; sana yemin (yeminin gereğine sadakat) de yoktur, nezir de" buyururken duydum
Amr b. Şu'ayb; babası vasıtasıyla dedesinden, Rasûlullah'ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Nezir ancak kendisi ile Allah'ın rızası istenilen şeyde olur. Sıla-i rahmi kesmek konusunda da yemin yoktur
Amr b. Şu’ayb, babası kanalıyla dedesi (Abdullah bin Amr) den, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kişi’nin mâlik olmadığı şeyde, Allah'a isyan konusunda ve sıla-i rahmi kesmekte; yemin de nezir de yoktur. Bir kimse, bir şey üzerine yemin eder de, başkasını ondan daha hayırlı görürse, yeminini (yemin ettiği şeyi) bırakıp o hayırlı olanı yapsın. Şüphesiz onu terketmesi, yeminine keffarettir." Ebû Dâvûd dedi ki: Pek azı müstesna, Nebi (s.a.v.)'den gelen tüm (sahih) hadislerde, "Yemininden dolayı keffaret ödesin" şeklindedir. Yine Ebû Dâvûd der ki: Ahmed'e, "Yahya b. Saîd, Yahya b. Ubeydullah'tan hadis rivayet ettimi?" dedim. "Buna ehil olduğu halde, rivayeti terketti. Yahya b. Ubeydullah'ın hadisleri münkerdir, babası da tanınmaz. " dedi
Sünen-i Ebû Dâvûd 3275SahihSahihIsnaad Hasan
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، أَخْبَرَنَا عَطَاءُ بْنُ السَّائِبِ، عَنْ أَبِي يَحْيَى، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، : أَنَّ رَجُلَيْنِ، اخْتَصَمَا إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الطَّالِبَ الْبَيِّنَةَ، فَلَمْ تَكُنْ لَهُ بَيِّنَةٌ فَاسْتَحْلَفَ الْمَطْلُوبَ فَحَلَفَ بِاللَّهِ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم : " بَلَى قَدْ فَعَلْتَ، وَلَكِنْ قَدْ غُفِرَ لَكَ بِإِخْلاَصِ قَوْلِ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ : يُرَادُ مِنْ هَذَا الْحَدِيثِ أَنَّهُ لَمْ يَأْمُرْهُ بِالْكَفَّارَةِ .
İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; İki adam Rasûlullah (s.a.v.)'in huzurunda birbirleri ile davalaştılar. Hz. Nebi (s.a.v.) davacı'dan (iddiasını isbat edecek) delil istedi, ancak onun delili yoktu. Bunun üzerine davalıya yemin teklif etti. Davalı; "Kendisinden başka ilah olmayan Allah'a yemin ederim" diye yemin etti. Bunun üzerine Hz. Nebi (s.a.v.): "Evet, (yalan yere) yemin ettin. Fakat "Lâ ilahe illallah" sözünün ihlâsı sebebiyle bağışlandın" buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisten, Hz. Nebi (s.a.v.) keffareti emretmediği murat edilir
Sünen-i Ebû Dâvûd 3276SahihSahihSahihSahih Bukhari (6623) Sahih Muslim (1649)
Ebû Büreyde, babasından (Ebu Musa el-Eş'arî); Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Vallahi şüphesiz ben, inşaallah bir şey üzerine yemin edip de, o şey'den başkasını daha hayırlı zannedersem; mutlaka yeminimden dolayı keffaret öder ve o hayırlı olanı yaparım." Yahut da Hz. Nebi (s.a.v.),: "Mutlaka daha hayırlı olan'ı yapar, yeminime de keffaret öderim" buyurdu
Sünen-i Ebû Dâvûd 3277SahihSahihSahih Bukhari (6722) Sahih Muslim (1652)
Abdurrahman b. Semure'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah(s.a.v.) bana: "Ya Abdurrahman b. Semure! Bir şey üzerine yemin edip de başkasını o şeyden daha hayırlı gördüğünde o hayırlı olanı yap ve yeminine keffaret öde" buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: Ahmed'in, yemini bozmadan önce keffaret ödemeye ruhsat verdiğini duydum
Sünen-i Ebû Dâvûd 3278SahihSahihSahihSahih Muslim (1652)
Katâde, Hasen'den o da Abdurrahman b. Semüre'den (önceki 3277.) hadisin benzerini rivayet etmişlerdir. Katâde,-(bu rivayette, öncekinden farklı olarak Rasûlullah (s.a.v.'in); "Yemininden dolayı keffaret öde, sonra o hayırlı olanı yap" (buyurduğunu) söyledi. Ebü Dâvûd dedi ki: Ebû Muse'l-Eş'arî, Adiyy b. Hâtem ve Ebû Hureyre'nin hadisleri bu hadisin manasındadır. Bunlardan her birinden (yapılan) bazı rivayet (ler)de; yemini bozmak keffaretten önce, bazılarında ise keffaret yemini bozmaktan öncedir
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ صَالِحٍ، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى أَنَسِ بْنِ عِيَاضٍ حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ حَرْمَلَةَ، عَنْ أُمِّ حَبِيبٍ بِنْتِ ذُؤَيْبِ بْنِ قَيْسٍ الْمُزَنِيَّةِ، - وَكَانَتْ تَحْتَ رَجُلٍ مِنْهُمْ مِنْ أَسْلَمَ ثُمَّ كَانَتْ تَحْتَ ابْنِ أَخٍ لِصَفِيَّةَ زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ابْنُ حَرْمَلَةَ : فَوَهَبَتْ لَنَا أُمُّ حَبِيبٍ صَاعًا - حَدَّثَتْنَا عَنِ ابْنِ أَخِي صَفِيَّةَ عَنْ صَفِيَّةَ أَنَّهُ صَاعُ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . قَالَ أَنَسٌ : فَجَرَّبْتُهُ، أَوْ قَالَ فَحَزَرْتُهُ فَوَجَدْتُهُ مُدَّيْنِ وَنِصْفًا بِمُدِّ هِشَامٍ .
İbn Harmele dedi ki: Ümmü Habib bize bir sa' hibe etti ve Safiyye (r.anha)'nın kardeşinin oğlu vasıtasıyla Safiyye (r.anha)'dan, o'nun Rasûluîlah (s.a.v.)'in sa'ı olduğunu haber verdi. Enes (r.a) der ki: "O sa'ı ölçtüm , Hişâm'ın müddü ile iki buçuk müd buldum
Muhammed b. Muhammed b. Hallâd Ebû Ömer şöyle der: Bizde Halid'in mekkûku denilen bir mekkûk vardı. O Harun'un ölçeği ile iki ölçekti. Halid'in sa'ı da, Hişâm'ın yani Hişâm b. Abdilmelik'in sa'ı idi
Sünen-i Ebû Dâvûd 3281Sahih MaqtuSahih MaqtuIsnaad Hasan
Müsedded, Ümeyye b. Halid'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Halid el-Kasrî vali olunca sa'ı büyüttü ve bir sa' on altı rıtıl oldu. Ebû Dâvûd dedi ki: Muhammed b. Muhammed b. Hallâd'ı zenciler (harpte ve hataen değil) kasden öldürdüler. Ebû Dâvûd elini şöyle uzattı, avuçlarının içini yere doğru tuttu ve şöyle dedi: Halid'i rüyamda gördüm "Allah sana nasıl muamele etti? diye sordum. "Cennete koydu"dedi. "Senin (Zencilerin önünde) durman demek sana zarar vermedi" dedim
Sünen-i Ebû Dâvûd 3282SahihSahihSahihSahih Muslim (537)
Muâviye b. Hakem es-Sülemî'den, şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ya Rasûlallah! Benim bir cariyem var, o'na bir tokat attım, dedim. Hz. Nebi (s.a.v.) bunu bana çok gördü, (yakıştırmadı).Ben de: Onu azad edeyim mi? diye sordum. "O cariyeyi bana bîr getir." buyurdu. Ben de onu Rasûluilah'a getirdim, Efendimiz (kadına):. "Allah nerede?" diye sordu. Gökyüzünde. "Ben kimim?" Sen Allah'ın elçisisin. RasûluIIah (s.a.v.) (bana): “Onu azad et, şüphesiz o mü'mindir" buyurdu
Sünen-i Ebû Dâvûd 3283Hasan SahihHasan SahihHasanIsnaad Hasan
Şerîd (b. Süveyd es-Sakafî)'den rivayet edildiğine göre; Annesi ona kendisi adına bir mü'min köle azad etmesini vasiyet etti. Şerîd, Rasûlullah (s.a.v.)'a gelip: Ya Rasûlallahî Annem bana kendisi adına bir mü'min köle azad etmemi vasiyet etti. Benimse, Nûbiyeli siyah bir cariyem var (onu azad edebilir miyim?), dedi. (Bundan sonra) ravi, önceki (3282.) hadisin benzerini zikretti. Ebû Dâvûd dedi ki: Halid b. Abdiliah, hadisi mürsel olarak rivayet etti, Şerîd'i anmadı
Ebû Hureyre (r.a)'den rivayet edildiğine göre, bir adam Rasûlullah (s.a.v.)'e siyah bir cariye getirip: Ya Rasûlallah! Benim mü'min bir köle azad etme borcum var (bu olur mu?), dedi. Rasûlullah (s.a.v.), cariyeye; "Allah nerede?" dedi. Cariye parmağı ile gökyüzünü gösterdi; Hz. Nebi bu sefer: “Ben kimim?" diye sordu. Cariye, Nebi (s.a.v.)'i ve gökyüzünü işaret etti; yani, "Sen Allah'ın elçisisin" (demek istedi). Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.): "Onu azad et, o mü'mindir" buyurdu
Sünen-i Ebû Dâvûd 3285SahihSahihDaifDaif
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ سِمَاكٍ، عَنْ عِكْرِمَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ : " وَاللَّهِ لأَغْزُوَنَّ قُرَيْشًا، وَاللَّهِ لأَغْزُوَنَّ قُرَيْشًا، وَاللَّهِ لأَغْزُوَنَّ قُرَيْشًا " . ثُمَّ قَالَ : " إِنْ شَاءَ اللَّهُ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ : وَقَدْ أَسْنَدَ هَذَا الْحَدِيثَ غَيْرُ وَاحِدٍ عَنْ شَرِيكٍ عَنْ سِمَاكٍ عَنْ عِكْرِمَةَ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ أَسْنَدَهُ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَقَالَ الْوَلِيدُ بْنُ مُسْلِمٍ عَنْ شَرِيكٍ : ثُمَّ لَمْ يَغْزُهُمْ .
İkrime (r.a)'den rivayet edildiğine göre; Rasulullah (s.a.v.): “Vallahi Kureyş'le savaşacağım, vallahi Kureyş'le savaşacağım, vallahi Kureyş'le savaşacağım" buyurdu. Sonra "İnşaallah" dedi. Ebû Dâvûd dedi ki: Çokları bu hadisi, Şerik, Simâk ve İkrime kanalıyla İbn Abbas'a, o da Rasûlullah (s.a.v.)'e isnad etmiştir. Velid b. Müslim, Şerik'ten naklen; "Sonra Rasûiuliah (s.a.v.) onlarla savaşmadı" demiştir
İkrime'den merfu’ olarak rivayet edildiğine göre; Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Selem: "Vallahi Kureyş'le savaşacağım" buyurmuş, sonra" İnşallah" demiştir. Daha sonra, "İnşaallah, vallahi Kureyş'le savaşacağım" buyurmuştur. Yine, "Vallahi Kureyş'le savaşacağını" deyip susmuş, daha sonra da "İnşaallah" demiştir. Ebû Dâvûd dedi ki: Velid b. Müslim bu hadiste Şerik'ten, "Sonra onlarla savaşmadı" dediğini ilâve etmiştir
Sünen-i Ebû Dâvûd 3287SahihSahihSahihSahih Bukhari (6608) Sahih Muslim (1639)
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ عَبْدِ الْحَمِيدِ، ح وَحَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مُرَّةَ، قَالَ عُثْمَانُ الْهَمْدَانِيُّ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، قَالَ : أَخَذَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَنْهَى عَنِ النَّذْرِ ثُمَّ اتَّفَقَا وَيَقُولُ : " لاَ يَرُدُّ شَيْئًا، وَإِنَّمَا يُسْتَخْرَجُ بِهِ مِنَ الْبَخِيلِ " . قَالَ مُسَدَّدٌ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم : " النَّذْرُ لاَ يَرُدُّ شَيْئًا " .
Abdullah b. Ömer (r.a.)'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.) nezir'den nehy etmeye başladı. "Nezir hiçbir şeyi değiştirmez, ancak onun sebebiyle cimri'den (mal)çıkartıhr.” buyurdu. Müsedded, Rasûlullah (s.a.v.); “Nezir hiçbir şeyi değiştirmez” buyurdu, dedi
Sünen-i Ebû Dâvûd 3288SahihSahihSahihSahih Bukhari (6694) Sahih Muslim (1640)
Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v.) (Allah C.C.'nun şöyle buyurduğunu) söylemiştir: "Adak adamak insanoğluna; benim kendisi için takdir etmediğim bir şeyi getirmez. Ancak adak insanı, benim kendisine takdir ettiğim şeye iletir. (Onunla) cimriden mal çıkarılır. Cimri, Önceden vermediğini o adağı üzerine verir
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ طَلْحَةَ بْنِ عَبْدِ الْمَلِكِ الأَيْلِيِّ، عَنِ الْقَاسِمِ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم : " مَنْ نَذَرَ أَنْ يُطِيعَ اللَّهَ فَلْيُطِعْهُ، وَمَنْ نَذَرَ أَنْ يَعْصِيَ اللَّهَ فَلاَ يَعْصِهِ " .
Âişe (r.anha)'den, Hz. Nebi (s.a.v.)'in şöyle buyurluğu rivayet edilmiştir. "Allah'a itaat etmeyi adayan kişi itaat etsin. Allah'a isyan etmeyi adayan ise isyan etmesin
Sünen-i Ebû Dâvûd 3290SahihIsnaad Sahih
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الْمُبَارَكِ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، رضى الله عنها أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ : " لاَ نَذْرَ فِي مَعْصِيَةٍ، وَكَفَّارَتُهُ كَفَّارَةُ يَمِينٍ " .
Âişe (r.anha)'dan, Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Allah'a isyan konusunda adak olmaz. (Eğer adanmışsa) onun keffareti yemin keffaretidir
İbn Şerh, bize İbn Vehb'den, o; Yunus'dan Yunus da İbn Şihâb'dan önceki (3290) hadisi aynı mana ve aynı isnadla rivayet etti. Ebû Dâvûd dedi ki: Ahmed b. Şebbûye'yi şöyle derken duydum: "İbnü'l-Mübârek; -bu hadis hakkında- Ebû Seleme haber verdi, dedi. Bu; Zührî'nin, hadisi Ebû Seleme'den duymadığına delâlet eder." Ahmed b. Muhammed de; "Eyyûb -yani EbîSüleyman-'un bize haber verdiği şey bu sözün tasdikidir" demiştir. Yine Ebû Dâvûd dedi ki: Ahmed b. Hanbel'i şöyle derken işittim: "Bu hadisi bize ifsad ettiler. " Kendisine: "Sence onun ifsadı doğru mu ve onu İbn Ebî Üveys'-den başkası rivayet etti mi?" denildi. "Eyyûb -yani Eyyûb b. Süleyman b. Bilâl- ondan (İbn Ebî Üveys) daha iyidir. O hadisi Eyyûb da rivayet etmiştir," karşılığını verdi. Ebu Dâvûd bu sözleri, geçen hadisin zayıflığına işaret için kitabına almıştır
Bize Ahmed b. Muhammed el-Mervezî haber verdi. Bize, Eyyûb b. Süleyman, Ebû Bekir b. Üveys'den, o Süleyman b. Bilâl'den, Süleyman, İbn Ebî Atik ve Musa b. Ukbe'den, onlar İbn Şihâb'dan, îbn Şihâb da Süleyman b. Erkâm'dan haber verdi. Süleyman'a Yahya b. Ebî Kesîr, Ebû Seleme vasıtasıyla Hz. Âişe (r.anha)'dan Rasûlullah (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu bildirmiş: "(Allah'a) isyan konusunda adak olmaz. (Adanmişsa) onun keffareti, yemin keffarelidir." Ahmed b. Muhammed el-Mervezî şöyle dedi: Gerçekte hadis; Ali b. el-Mübârek'in Yahya.b. Ebî Kesîr'den, onun Muhammed b. Zübeyr'den, onun babasından, onun da İmrân b. Husayn vasıtasıyla Hz. Nebi (s.a.v.)'den rivayet ettiği hadistir. Mervezî bu sözüyle), Süleyman b. Erkâm'ın bu hadiste vehm'e düştüğünü ve onu kendisinden Zührî'nin alıp (Süleyman'ı anmadan) mürsel olarak Ebû Seleme'den, onun da Hz. Âişe'den rivayet ettiğini kasdetmiştir. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadis'in bir benzerini Bakiyye, Evzai'den; Evzaî, Yahya'dan; Yahya, Muhammed' b. Zübeyr'den, Ali b. Mübarek'in isnadı ile rivayet etmiştir
Ukbe b. Amir (r.a) haber verdi ki: . O, Hz. Nebi (s.a.v.)'e, yalınayak yürüyerek başı örtüsüz (başı açık) hac'ca gitmeyi adayan kız kardeşinin durumunu sordu. Hz. Nebi (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Ona emrediniz, başını örtsün, (bir şey'e) binsin ve üç gün oruç tutsun
Bize Mıhled b. Halid haber verdi, bize Abdürrezzak haber verdi, bize İbn Cüreyc haber verdi, İbn Cüreyc; "Bana Yahya b. Saîd yazdı" dedi. Bana, Benî Damra'nm azadlısı Ubeydullah b. Zahr haberi verdi, -o herhangi bir adamdı- ki kendisine Ebû Saîd er-Ruaynî, o hadisi Yahya'nın isnadı ve manasıyla haber verdi
Sünen-i Ebû Dâvûd 3295DaifDaifDaifSahih
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ أَبِي يَعْقُوبَ، حَدَّثَنَا أَبُو النَّضْرِ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، مَوْلَى آلِ طَلْحَةَ عَنْ كُرَيْبٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ : جَاءَ رَجُلٌ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ : يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أُخْتِي نَذَرَتْ - يَعْنِي - أَنْ تَحُجَّ مَاشِيَةً . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم : " إِنَّ اللَّهَ لاَ يَصْنَعُ بِشَقَاءِ أُخْتِكَ شَيْئًا، فَلْتَحُجَّ رَاكِبَةً وَلْتُكَفِّرْ عَنْ يَمِينِهَا " .
İbn Abbas (r.a.)'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bir adam Hz. Nebi (s.a.v.)'e gelip: Ya Rasûlallah! Kız kardeşim -yürüyerek hac'ca gitmeyi- adadı. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah (c.c) kız kardeşinin meşakkat çekmesi ile bir şey yapacak değil, (onun yorulmasına muhtaç değildir). (Bir bineğe) binerek hacca gitsin ve yemininden dolayı keffaret ödesin
Sünen-i Ebû Dâvûd 3296SahihSahihHasan
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا أَبُو الْوَلِيدِ، حَدَّثَنَا هَمَّامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، : أَنَّ أُخْتَ، عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ نَذَرَتْ أَنْ تَمْشِيَ، إِلَى الْبَيْتِ، فَأَمَرَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ تَرْكَبَ وَتُهْدِيَ هَدْيًا .
İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Ukbe b. Âmir'in kız kardeşi Kabe'ye yürüyerek gitmeyi adadı. Bunun üzerine Hz. Nebi (s.a.v.) kendisine, bir bineğe binmesini ve bir hedy götürmesini emretti
Sünen-i Ebû Dâvûd 3297SahihSahihSahihHasan
حَدَّثَنَا مُسْلِمُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ عِكْرِمَةَ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، : أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لَمَّا بَلَغَهُ أَنَّ أُخْتَ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ نَذَرَتْ أَنْ تَحُجَّ مَاشِيَةً قَالَ : " إِنَّ اللَّهَ لَغَنِيٌّ عَنْ نَذْرِهَا، مُرْهَا فَلْتَرْكَبْ " . قَالَ أَبُو دَاوُدَ : رَوَاهُ سَعِيدُ بْنُ أَبِي عَرُوبَةَ نَحْوَهُ وَخَالِدٌ عَنْ عِكْرِمَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ .
İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Ukbe b. Âmir'in kız kardeşinin yaya olarak hacca gitmeyi adadığı haberi Rasûlullah (s.a.v.)'e ulaşınca Efendimiz: "Şüphesiz Allah o'nun adağına muhtaç değildir. Ona emret, bir şeye binsin" buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisin benzerini Saîd b. Ebî Arûbe rivayet etmiştir. Halid de İkrime vasıtasıyla Hz. Nebi'den hadisin benzerini rivayet etmiştir
İkrime'den; Ukbe b. Âmir'in kız kardeşi... (Yukarıdaki Hişâm'ın hadisinin manası rivayet edildi. İkrime bu rivayetinde, hedy (kurban)'ı anmadı. Bu rivayette Hz. Nebi: "Kız kardeşine emret, bir bineğe binsin" buyurdu (ğu belirtilir). Ebû Dâvûd dedi ki: Hadisi, Halid de İkrime'den, Hişâm'ın rivayetinin manası ile rivayet etti
Sünen-i Ebû Dâvûd 3299SahihSahihSahih Bukhari (1866) Sahih Muslim (1644)
حَدَّثَنَا مَخْلَدُ بْنُ خَالِدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ أَبِي أَيُّوبَ، أَنَّ يَزِيدَ بْنَ أَبِي حَبِيبٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَا الْخَيْرِ حَدَّثَهُ عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ الْجُهَنِيِّ، قَالَ : نَذَرَتْ أُخْتِي أَنْ تَمْشِيَ، إِلَى بَيْتِ اللَّهِ، فَأَمَرَتْنِي أَنْ أَسْتَفْتِيَ لَهَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَاسْتَفْتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ : " لِتَمْشِ وَلْتَرْكَبْ " .
Ukbe b. Âmir el-Cühenî'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Kız kardeşim, Beytullah'a kadar yürümeyi adayıp, benden kendisi adına Hz. Nebi'e danışmamı istedi. Ben de Hz. Nebi'e danıştım. Rasûlullah (s.a.v.): "Hem yürüsün, hem de (bir bineğe) binsin" buyurdu
İbn Abbas (r.a.) şöyle anlatmıştır: Rasûlullah (s.a.v.) (insanlara) hitab ederken, güneşin altında ayakta duran bir adam görüp durumunu sordu. Bu, Ebû İsrail'dir. Ayakta durmayı, oturmamayı, gölgelenmemeyi, konuşmamayı ve oruç tutmayı adadı, dediler. Nebi (s.a.v.): "Ona söyleyin; konuşsun, gölgelensin, otursun ve orucunu tamamlasın" buyurdu
Sünen-i Ebû Dâvûd 3301SahihSahihSahihSahih Bukhari (6701) Sahih Muslim (1642)
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ حُمَيْدٍ الطَّوِيلِ، عَنْ ثَابِتٍ الْبُنَانِيِّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، : أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم رَأَى رَجُلاً يُهَادَى بَيْنَ ابْنَيْهِ فَسَأَلَ عَنْهُ فَقَالُوا : نَذَرَ أَنْ يَمْشِيَ . فَقَالَ : " إِنَّ اللَّهَ لَغَنِيٌّ عَنْ تَعْذِيبِ هَذَا نَفْسَهُ " . وَأَمَرَهُ أَنْ يَرْكَبَ . قَالَ أَبُو دَاوُدَ : رَوَاهُ عَمْرُو بْنُ أَبِي عَمْرٍو عَنِ الأَعْرَجِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم نَحْوَهُ .
Enes b. Mâlik (r.a)'den rivayet edildiğine göre; Rasûlullah (s.a.v.), iki oğlunun arasında götürülen bir adam görüp durumunu sordu. Yürümeyi adadı, dediler. Bunun üzerine Hz. Nebi: "Şüphesiz Allah bunun nefsine azab etmesine muhtaç değildir/' buyurdu ve (bir şeye) binmesini emretti. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisin benzerini Amr b. Ebî Amr, A’rac'dan, o da Ebû Hureyre vasıtasıyla Hz. Nebi'den rivayet etmiştir
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ مَعِينٍ، حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي الأَحْوَلُ، أَنَّ طَاوُسًا، أَخْبَرَهُ عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، : أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم مَرَّ وَهُوَ يَطُوفُ بِالْكَعْبَةِ بِإِنْسَانٍ يَقُودُهُ بِخِزَامَةٍ فِي أَنْفِهِ، فَقَطَعَهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِيَدِهِ وَأَمَرَهُ أَنْ يَقُودَهُ بِيَدِهِ .
İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Rasûlullah (s.a.v.) Kabe'yi tavaf ederken, kendisini, burnundaki halka ile bir başkasının çektiği bir adam'a rastladı. Hz. Nebi (s.a.v.) halkayı eli ile kopardı ve adam'a, onu eli ile yedmesini emretti
İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre: Ukbe b. Âmir'in kız kardeşi yürüyerek hacca gitmeyi adadı. Ama buna gücü yetmiyordu. Hz. Nebi (s.a.v.), (Ukbe'ye): "Şüphesiz Allah (c.c), kız kardeşinin yürümesine muhtaç değildir.(Bir şey'e) binsin ve bir deve veya sığır kurban etsin" buyurdu. Ayrıca Tirmizî, de nüzûr da tahric etti
İkrime, Ukbe b. Âmir'den rivayet etmiştir: Ukbe (r.a) Hz. Nebi (s.a.v.)'e; Kız kardeşim Kabe'ye kadar yürümeyi adadı, dedi. Bunun üzerine Hz. Nebi (s.a.v.): "Allah (c.c), kız kardeşinin Ka'be'ye kadar yürümesi ile bir şey yapacak değildir." buyurdu
Câbir b. Abdillah (r.a)'dan rivayet edildiğine göre: Mekke fethi günü bir adam ayağa kalkıp; Ya Rasûlallah! Ben, Allah sana Mekke fethini nasib ederse Beytü'l-Makdis'de Allah için iki rek'at namaz kılmayı adadım, dedi. Hz. Nebi (s.a.v.): "Burada kıl" buyurdu. Adam sözünü tekrarladı, Hz. Nebi yine, "Burada kıl" buyurdu. Sonra adam sözünü bir daha tekrarladı. Bu sefer Rasûlullah: "Öyleyse sen bilirsin (burada kılmak istemiyorsan Beytü'l-Makdis'de kıl)"buyurdu. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisin bir benzeri Abdurrahman b. Avf tarafından Rasûlullah (s.a.v.)'dan rivayet edilmiştir
Abdurrahman b. Avf bu (yukarıdaki 3305.) haberi Hz.Peygamber'in ashabından bazı şahıslardan rivayet etmiştir. Ravi, Hz. Peygamber'in şöyle buyurduğunu eklemiştir: "Muhammed'i hak ile gönderen (Allah)'a yemin ederim ki, eğer sen şurada namazını kılsaydın Beyt-i Makdis'te namaz kılmanın yerine kâfi gelirdi." Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisi; el-Ensarî, İbn Cüreyc'den rivayet edip, Cafer b. Ömer demiştir. Cafer b. Ömer de (Hafs b. Amr'ın yerine) Amr b. Hayye der. Amr b. Hayye de bunu kendisine, Abdurrahman b. Avf ve Hz. Nebi'in ashabından bazı adamların haber verdiklerini söyler
Sünen-i Ebû Dâvûd 3307SahihSahihSahih Bukhari (2761) Sahih Muslim (1638)
حَدَّثَنَا الْقَعْنَبِيُّ، قَالَ قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبَّاسٍ، : أَنَّ سَعْدَ بْنَ عُبَادَةَ، اسْتَفْتَى رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ : إِنَّ أُمِّي مَاتَتْ وَعَلَيْهَا نَذْرٌ لَمْ تَقْضِهِ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اقْضِهِ عَنْهَا " .
İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet edildi ki: Sa'd b. Ubâde (r.a), Rasûlullah (s.a.v.)'den fetva sorup; Şüphesiz annem ödemediği bir nezir borcu olduğu halde öldü (ne yapayım?) dedi. Hz. Nebi (s.a.v.): Onun yerine sen öde" buyurdu
İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet edildiğine göre; Bir kadın gemiye bindi ve Allah kendisini kurtarırsa (sahile çıkarırsa) bir ay oruç tutmayı adadı. Allah onu kurtardı, fakat kadın orucu tutmadan Öldü. Kızı -veya kız kardeşi-[Bu şek ravilerden birisine aittir.] Rasûlullah'a geldi, (meseleyi sordu). Hz. Nebi de kendisine; onun (ölenin) yerine oruç tutmasını emretti
Sünen-i Ebû Dâvûd 3309SahihSahihSahihSahih Muslim (1149)
Abdullah b. Büreyde'nin, babası Büreyde'den rivayet ettiğine göre; Bir kadın, Rasûlullah (s.a.v.)'a gelip: Ben anneme bir genç cariye vermiştim. Annem öldü ve bu cariyeyi miras olarak bıraktı, dedi. Hz. Nebi (s.a.v.): "Sen sevabını aldın ve o miras olarak sana geri döndü" buyurdu. Kadın: Ama annem bir ay oruç borcu olduğu halde öldü, dedi. Ravi (Ahmed b. Yunus), (bundan önceki) Amr b. Avn hadisinin benzerini zikretti. (Hz. Nebi'in, kadına annesinin orucunu ödemesini emrettiğini söyledi)
Sünen-i Ebû Dâvûd 3310SahihSahihSahihSahih Bukhari (1953) Sahih Muslim (1148)
İbn Abbas (r.a.)'dan rivayet edildi ki: Bir kadın Hz. Nebi (s.a.v.)'e gelip, (ölü olan) annesinin bir ay oruç borcu olduğunu söyledi ve; Onun yerine ben ödeyeyim mi? dedi. Hz. Nebi (s.a.v.): "Annenin birisine borcu olsa öder miydin?" dedi. Evet. "Allah'ın borcu ödenmeye daha müstehaktır" buyurdu." Ayrıca bu hadis'i Buharî, savm; Müslim, savm; Ahmed b. Hanbel, I, 224, 258, 326. de de tahric ettiler
Sünen-i Ebû Dâvûd 3311SahihSahihSahih Bukhari (1952) Sahih Muslim (1147)
Âişe (r.anha)'dan, Hz. Nebi (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Oruç borcu olduğu halde ölen kimsenin orurcunu onun yerine velisi (en yakın akrabası) tutar
Sünen-i Ebû Dâvûd 3312Hasan SahihHasan SahihSahih LighairihiIsnaad Hasan
Amr b. Şu'ayb'ın, babası vasıtasıyla dedesinden rivayet ettiğine göre: Bir kadın Hz. Nebi (s.a.v.)'e gelip;"Ya Rasûlallah, ben senin huzurunda def çalmayı adadım" dedi. Hz. Nebi (s.a.v.): "- Nezrini yerine getir" buyurdu. Kadın: Ben, -cahiliye ehlinin kurban kestikleri yeri işaret ederek- şöyle şöyle bir yerde kurban kesmeyi adadım, dedi. Rasûlullah: “Resim şeklindeki bir put için mi?" Hayır. "Heykelden bir put için mi?" Hayır. “Nezrini yerine getir
Sünen-i Ebû Dâvûd 3313SahihSahihIsnaad Sahih
حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ رُشَيْدٍ، حَدَّثَنَا شُعَيْبُ بْنُ إِسْحَاقَ، عَنِ الأَوْزَاعِيِّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو قِلاَبَةَ، قَالَ حَدَّثَنِي ثَابِتُ بْنُ الضَّحَّاكِ، قَالَ : نَذَرَ رَجُلٌ عَلَى عَهْدِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَنْحَرَ إِبِلاً بِبُوَانَةَ، فَأَتَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ : إِنِّي نَذَرْتُ أَنْ أَنْحَرَ إِبِلاً بِبُوَانَةَ . فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم : " هَلْ كَانَ فِيهَا وَثَنٌ مِنْ أَوْثَانِ الْجَاهِلِيَّةِ يُعْبَدُ " . قَالُوا : لاَ . قَالَ : " هَلْ كَانَ فِيهَا عِيدٌ مِنْ أَعْيَادِهِمْ " . قَالُوا : لاَ . قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم : " أَوْفِ بِنَذْرِكَ، فَإِنَّهُ لاَ وَفَاءَ لِنَذْرٍ فِي مَعْصِيَةِ اللَّهِ وَلاَ فِيمَا لاَ يَمْلِكُ ابْنُ آدَمَ " .
Sabit b. Dahhâk (r.a)'den rivayet edilmiştir. Der ki: Rasûlullah (s.a.v.) zamanında bir adam, Büvâne'de bir deve kesmeyi adadı. Hz. Nebi'e gelip: Ben Büvâne'de bir deve kurban etmeyi adadım, dedi.Hz. Nebi: "Orada cahiliye putlarından tapınılan bir put var mı?" dedi. Sahâbîler: Hayır, dediler. Hz. Nebi: "Orada onların bayramlarından bir bayram var mı?" Sahâbîler: Hayır, dediler. Hz. Nebi, adama: "Adağını yerine getir. Şüphesiz Allah'a isyan konusundaki ve insanoğlunun malik olmadığı şeydeki adağa vefa yoktur."buyurdu
Meymûne binti Kerdem'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Hz. Nebi'in (veda) haccında babamla birlikte çıktım. Ra-sûlullah (s.a.v.)'ı gördüm. İnsanların "Rasûlullah" dediklerini duydum. Gözümle o'nu takibe başladım. Babam kendisine yaklaştı. Rasûlullah devesinin üzerinde idi. Elinde öğretmenlerin sopası gibi (ince) bir sopa vardı. Bedevilerin ve insanların "Tab, tab" dediklerini duydum. Babam o'na (iyice) yaklaştı, ayağını tuttu. Hz. Nebi buna ses çıkarmadı, durup babamı dinledi. Babam: Ya Rasûlallah, ben bir erkek çocuğum dünyaya gelirse, Büvâne (dağı)'nın tepesinde dik yokuşlu yollarda birkaç koyun kurban etmeyi adadım, dedi. -Abdullah b. Zeyd: "Tam bilmiyorum ama, galiba elli koyun demişti" dedi.- Rasûlullah: "Orada putlardan bir şey var mı?" diye sordu. Babam: Hayır, dedi. Rasûlullah (s.a.v.): "Allah için adadığın şeyi yerine getir" buyurdu.Meymûne devamla şöyle dedi: Babam koyunları toplayıp kesmeye başladı. Koyunlardan biri kurtulup kaçtı. Babam; "Ey Allah'ım, benim adağımı ödet" diyerek o'nu aradı. Buldu ve kesti
Sünen-i Ebû Dâvûd 3315SahihSahihHasan LighairihiIsnaad Hasan
Amr b. Şu'ayb, Meymûne binti Kerdem b. Süfyân kanalıyla babası Kerdem'den, önceki (3310.) hadisin benzerini rivayet etmiştir. Bu rivayet Öbüründen biraz muhtasardır. (Bu rivayete göre) Hz. Nebi (s.a.v.): "Orada put veya cahiliye bayramlarından bir bayram var mı?" dedi. Kerdem: Hayır, dedi. (Kerdem der ki): Benim şu annemin yürüme adağı borcu var, onu ödeyeyim mi? İbn Beşşâr bazan, "onu ödeyelim mi?" derdi- dedim; (Rasûlullah:) “Evet" buyurdu
Sünen-i Ebû Dâvûd 3316SahihSahihHasan SahihSahih Muslim (1641)
İmrân b. Husayn (r.a)'dan rivayet edildi. Dedi ki: Adbâ, Benî Akıl kabilesinden bir adamındı ve hacıları (n develerini) geçenlerdendi. Adam (devesiyle birlikte) esir edilip bağlı olarak Hz. Nebi'e getirildi. Hz. Nebi (s.a.v.); üstünde kadife olan bir eşeğin sırtında idi. Adam: Ya Muhammed ! Beni ve hacıları geçen (bu devey)i niçin tutuyorsun? dedi. Nebi s.a.v. “Seni, müttefiklerin olan Sakif in suçundan dolayı tutuyorum" buyurdu. Sakîfliler, Hz. Nebi'nn ashabından iki kişiyi esir etmişlerdi. Akıl kabilesinden olan adam, söylediği sözler içerisinde "Ben de müslümanım -veya ben de müslüman oldum"[Buradaki şüphe raviye aittir.] dedi. Hz. Nebi (s.a.v.) geçip gidince -Ebû Dâvûd, "Bu sözü Muhammed b. İsa'dan öğrendim" dedi-; Adam: Ya Muhammed ! Ya Muhammed ! diye bağırdı. Rasûlullâh (s.a.v.), merhametli (nazik) idi. Adam'a dönüp; "Ne istiyorsun?" dedi. Ben müslüman'ım. “Eğer sen bunu kendi işine malik İken (esir edilmeden önce) söyleseydin tam manasıyla kurtulurdun." Ebû Dâvûd; "Sonra Süleyman'ın hadisine döndüm." dedi-: Adam: Ya Muhammed ! Ben açım, beni doyur. Ben susuzum, beni sula. Rasûlullâh: "Senin ihtiyacın bu -veya bu onun ihtiyacıdır- (isteğini yapın)" buyurdu. Sonra adam (Sakîflilerdeki) iki kişiye mukabil fidye olarak verildi. Adbâ'yı ise, Hz. Nebi binmek için alıkoydu. Müşrikler, Medinelilerin otlaktaki hayvanlarına baskın yaptılar ve Adbâ'yı da götürdüler. Onu götürdüklerinde müslümanlardan bir kadını da esir etmişlerdi. Onlar geceleyin develerini avlularında çöktürürlerdi. Bir gece hepsi uyudular, kattın kalktı. Elini hangi deveye dokundursa, deve böğürüyordu. Nihayet Adbâ'nın yanma geldi. O itaatkâr, binilmeye alışık bir devenin yanına gelmişti. Hemen o'na bindi, sonra; eğer Allah kendisini kurtarırsa o'nu mutlaka boğazlamayı adadı. Kadın Medine'ye gelince, devenin Hz. Nebi'in devesi olduğu anlaşıldı ve Rasûlullâh bundan haberdar edildi. Bunun üzerine Rasûlullâh haber saldı, kadın getirildi. Kendisine kadının adağı bildirildi. Efendimiz: "Ona ne de kötü ceza vermişsin -veya ona ne de kötü ceza vermiş-; eğer Allah onu bunun üzerinde kurtarırsa o'nu mutlaka boğazlayacakmış! Allah'a isyan konusundaki ve insanoğlunun sahibi olmadığı şeydeki nezre vefa olmaz" buyurdu. Ebû Dâvûd: "Esir edilen bu kadın, Ebû Zerr'in karısıdır" dedi
Kâ'b b. Mâlik'den rivayet edilmiştir,, şöyle demiştir: Rasûlullah'a: Yâ Rasûlallah! Şüphesiz Allah ve Rasûlü için sadaka olarak malımdan soyulmam (malımın tümünü sadaka olarak vermem) benim tevbem (in kemalin) dendir, dedim. Rasûluliah (s.a.v.): "Malının bir kısmını kendine alakoy, bu senin için daha hayırlıdır." buyurdu. Kâ'b demiştir ki: Ben de; Hayber'deki sehmimi kendime alıkoyuyorum, dedim
Kâ'b b,. Mâlik'in oğlu Abdullah'ın babasından rivayetine göre; Kâ'b, tevbesi kabul edilince, Rasûlullah (s.a.v.)'e: Ben malımdan soyulacağım... (malımın hepsini dağıtacağım), dedi. Ravi Ahmed b. Salih (bundan sonra), "O senin için daha hayırlıdır" sözüne kadar, önceki (3312.) hadisin benzerini söyledi. Önceki rivayetin son ravisi Süleyman b. Dâvûd ve İbn Şerh, bununki ise Ahmed b. Salih'tir. Rivayetlerin diğer ravileri aynı şahıslardır
Kâ'b b. Mâlik'den rivayet edildiğine göre; O veya Ebû Lübâbe ya da Allah'ın dilediği birisi, Hz. Peygamber (s.a.v.)'e: İçerisinde günaha girdiğim, kavmimin bu yurdunu terketmek ve malımın tümünden sadaka olarak soyulmak benim tevbemdendir, dedi. Hz. Nebi (s.a.v.): “Üçte birini vermen yeter" buyurdu
Ma'mer, Zührî'den; Kâ'b b. Mâlik'in oğlunun şöyle deliğini nakleder: Ebû Lübâbe... Ravi önceki rivayeti ma'na olarak zikretti. Hâdise Ebû Lübâbe'ye aittir. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisi, Yunus, İbn Şihâb'dan, o da Sâib b. Ebî Lübâbe oğulırının birinden rivayet etti. Zebîdî de, Zührî vasıtasıyla Hüseyn b. Sâib b. Ebî Lübâbe'den ir benzerini rivayet etmiştir
Kâ'b b. Mâlik'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ya Rasûlallah! Şüphesiz malımın tümünü Allah ve Rasûlü'ne sadaka olarak çıkarmam, benim Allah'a tevbemdendir, dedim. Hz. Nebi: "Hayır" buyurdu. Yarısını, dedim. “Hayır" buyurdu. Üçte birini, dedim. "Evet" karşılığını verdi. Ben de; Hayber'deki sehmimi alıkoyacağım, dedim
Sünen-i Ebû Dâvûd 3322DaifDaifVery DaifIsnaad Hasan
İbn Abbas (r.a.)'dan; Rasûlullah'ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Bir kimse adını anmadan bir adakta bulunsa o'nun keffareti yemin keffaretidir. Günah olan bir şeyi nezredenin nezrinin keffareti yemin keffaretidir. Gücünün yetmeyeceği bir adağı adayanın keffareti de yemin keffaretidir. [Gücünün yettiği bir adağı adayan kişi adağını yerine getirsin.] Bu ilâve bazı nüshalarda mevcut değildir. Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisi, Veki' ve başkaları Abdullah b. Said b. Ebi'l-Hind'den, İbn Abbas'a mevkuf olarak rivayet etmişlerdir
Ukbe b. Âmir (r.a), Rasûlullah (s.a.v.)'in.şöyle buyurduğunu söylemiştir: "Nezrin keffareti yemin keffaretidir." Ebû Dâvûd dedi ki: Bu hadisi, Amr b. e-Hâris, Kö'b b. Alkame'den, Kâ'b daîbn Şemmâse vasıtasıyla Ukbe'den rivayet etmiştir
Sünen-i Ebû Dâvûd 3324DaifSahihSahihSahih
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَوْفٍ، أَنَّ سَعِيدَ بْنَ الْحَكَمِ، حَدَّثَهُمْ أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، حَدَّثَنِي كَعْبُ بْنُ عَلْقَمَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ شِمَاسَةَ، عَنْ أَبِي الْخَيْرِ، عَنْ عُقْبَةَ بْنِ عَامِرٍ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم مِثْلَهُ .
Bize Muhammed b. Avf haber verdi. Onlara Saîd b. el-Hakem söylemiş. (Saîd der ki:) Bize Yahya b. Eyyûb, Kâ'b b. Alkame'den nakletti. Kâ'b, İbn Şemmâse'den duymuş. .O, Ebu'l-Hayr kanahyla Ukbe b. Âmir'den, o da Hz. Nebi'den önceki (3323.) hadisin benzerini nakletti
Sünen-i Ebû Dâvûd 3325SahihSahihSahihSahih Bukhari (2032) Sahih Muslim (1656)
Hz. Ömer (r.a)'den rivayet edildi ki, O; Ya Rasûiallah, ben cahiliye çağında Mescid-i Haram'da bir gece i'tikâf'ta kalmayı adadım, dedi. Hz. Nebi (s.a.v.) kendisine: "- Adağını yerine getir" buyurdu
Metin ve hükümler açık kaynaklı Hadith API'den (fawazahmed0/hadith-api). Hükümler adı geçen âlimlere aittir.